ÇOCUKLUK ÇAĞI TARAMALARININ ÖNEMİ
Çocuklar, bir ülkenin
geleceği ve umudu olmalarının yanı sıra, toplumun en kırılgan grubunu da
oluşturmaktadırlar. Bu nedenle en iyi koşullarda dünyaya gelmelerinin
sağlanması, büyümeleri ve gelişmeleri için en uygun ortamın hazırlanması,
geleceğe dönük fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeyde
oluşturulması ülkenin geleceği açısından yaşamsal önem taşımaktadır.
Taramalar,
hastalıkların belirti ve bulgu vermeden belirlenmesini amaçlar. Çocukluk çağı
taramaları bu kapsamda sunulan en temel koruyucu sağlık hizmetleridir ve
yenidoğan döneminden başlayarak çocuk izlemleri içerisinde ücretsiz
sunulmaktadır.
Topuk
Kanı Taraması: Yenidoğan
Metabolik ve Endokrin Hastalık Taraması: Doğan her
bebeğin Fenilketonüri, Konjenital Hipotiroidi, Kistik Fibrozis ve Biyotinidaz
Eksikliği yönünden taranması önemlidir. Bebeğinizde bu hastalıkların olup
olmadığının araştırılması için topuk kanı örneğinin alınması gerekmektedir.
Topuk kanı taraması sayesinde her yıl 5000’in üzerinde bebeğimiz hastalık
belirtileri ortaya çıkmadan saptanmaktadır. Tarama sayesinde erken saptanıp
tedavi edilerek yaşıtlarıyla aynı şansa sahip olmaları sağlanabilmektedir.
Yenidoğan
İşitme Taramaları: Yapılan araştırmalar işitme
kaybının saptanması bakımından en kritik dönemin "yeni doğan dönemi"
olduğunu ortaya koymaktadır. Yenidoğan her bin bebekten 1-3’ü ileri derecede
işitme kaybı ile doğmaktadır. İşitme engeli ile doğan, bu engeli fark edilmeyen
bebeğin dil gelişimi durur ve bununla birlikte zihinsel, sosyal ve ruhsal
gelişimi yavaşlar. Erken teşhis konup ve erken rehabilite edilen bebeklerin dil
gelişimine paralel olarak; zihinsel sosyal ve ruhsal gelişimleri de olumlu
yönde etkilenir. İşitme engeli ile doğan bebeklerin erken dönemde tespit
edilmesi amacı ile işitme taramasının yapılması, kesin teşhis, işitme cihazı
uygulaması ve gerekli rehabilitasyon çalışmasını yapmak üzere; Ülkemizde
Yenidoğan İşitme Tarama Programı 2008 yılından itibaren de tüm illerimizde
uygulanmaya başlanmıştır. Bu program kapsamında, 81 ilimizin kamu, üniversite
ve özel hastanelerinin yer aldığı tarama merkezlerimizde işitme taraması,
referans merkezlerimizde de ileri tanı tedavi uygulanmaktadır. Her yıl ortalama
2500 yenidoğana işitme kaybı tanısı konulmaktadır.
Çocukluk Çağı Görme
Taramaları: Ülkemizde çocukluk çağında sık görülen
sağlık sorunlarının erken tanınması ve gerekli tedavilerinin sağlanabilmesi
amacıyla çeşitli tarama programları yürütülmektedir. Okul öncesi ve okul çağı çocuklarda
sık görülen görme kusurlarına yönelik tarama çalışmalarının da bu programlara
eklenmesine karar verilmiştir. Görmenin normal gelişimini engelleyecek risk
etmenlerini saptamak ve yetersiz görmesi olan bebek ve çocukları erken dönemde
tanımak için tarama yapılıyor.
Görmenin
normal gelişimini engelleyecek risk etmenlerini saptamak ve yetersiz görmesi
olan olguları erken dönemde tanımak, tedavi etmek için 36-48 aylık çocuklara ve
okul çağı çocuklara (ilkokul 1. sınıflara) Görme Taraması Programı başlatılmıştır.
Görme taraması için aile hekiminize başvurunuz. 0-3 ay bebekler, 36-48 aylık
çocuklarda ve ilkokul 1. sınıflarda görme taraması yapılması gereklidir. 0-3
aylık bebeklere göz muayenesi, 36-48 aylık bebeklere ise göz muayenesi taraması
yapılmaktadır. Bebek ya da çocuklara zarar ya da acı veren uygulamalar
değildir. Bu çocuklar, mutlaka göz hastalıkları uzmanının olduğu bir üst
merkeze sevk edilip ileri testler uygulanmaktadır.
Gelişimsel Kalça
Displazisi Taraması: Halk arasında doğumsal kalça çıkığı
olarak ta bilinen Gelişimsel kalça displazisi (GKD), kalçayı oluşturan
yapıların anne karnında oluşumları sırasında normal olmalarına karşın, çeşitli
nedenlerle sonradan yapısal bozulma gösterdiği dinamik bir hastalıktır. Bu
hastalığın erken dönemde teşhis ve tedavisinin başlatılmasına yönelik olarak
bir tarama programı yürütülmektedir. Bebek 1 aylık olunca fizik muayenesinin
yapılması için aile hekimine götürülmesi,
risk faktörü taşıyan veya muayenede GKD açısından şüpheli görülen
bebeğin ortopedi uzmanına yönlendirilerek gerektiğinde radyolog tarafından da
4-6 haftada kalça ultrasonu ile değerlendirilmesi erken tanı ve tedavi için
önemlidir.
Doğum
sonrası bebeklerin ayaklarından tutularak baş aşağı sallanması, kundaklanması
veya beşiğe bağlanması, sıkı sıkıya ayakları düz bir biçimde bağlanması da
kalçanın çıkmasına neden olabilir. Ülkemizde sıkça yapılan kundak uygulaması
GKD için önemli bir risk faktörüdür.
Kültürel olarak önemli bir sorun olan kundak uygulaması
yönünden aileler eğitilmeli, bu uygulamanın zararları konusunda
bilinçlendirilmelidir. Ayrıca bebeğin doğru taşınması, uygun kıyafet seçimi,
bol ara bezi uygulanması korunmada önemli noktalardır. Bebek, kalça ve
dizlerinin serbest hareketine izin verecek şekilde bezlenmelidir. Bezin
bağlanma yeri kalça hareketini engellememeli, göbek hizasından bağlanmalı,
kasıklar açıkta kalmalı ve kalçanın bükülmesine izin vermelidir.
